Ana içeriğe atla

Translate

Şu sıralar çok popüler / now very popular

ne güzeldi

ne güzeldi o akşam saatlerinde, henüz hava tam kararmamışken, bacalardan tüten dumanların isiyle, sokaklardan gelen uzak boğuk ortam sesleri... anneannem namazını kılardı, sessizce fısıldadığı duaların tonu, rükuya varırken eklemlerinde çıkan tıkırdamalar, sobanın üst kapağından tavana yansıyan ateşin ışığı, tiktak tiktak; salondaki saatin sessizliği. galiba ben o günleri çok özledim.   

Mistik Lodz

Polonya'nın en büyük ikinci şehri; Lodz'dayım. Şehir orta Polonya'da bulunuyor. 



Şehrin ismi sizce de mistik değil mi?

 Ya da ben öyle hissediyorum.

 Bunun nedeni Lodz isminin bir zamanlar Carnivale adlı bir dizide kör bir kahine ait olması da olabilir. Dizi HBO yapımıydı, 6 sezon olarak planlanmıştı, lakin bütçe sıkıntısından dolayı sadece 2 sezon çekildi ve bitti. 


1930lu yıllardaki  yaşanan Büyük Buhran ve kuraklığın Birleşik Devletler Amerika'sı döneminde geçen dizi, üstün güçleri olan ve fiziksel engelleri olan kişilerin bir araya geldiği gezici bir karnaval ekibinin hikayesini konu ediyordu. Çok etkileyici ve kimi yerde geren sahneleri vardı, Lodz da bunlardan biriydi. Ancak Polonya'daki Lodz'un bununla hiç bir alakası yok. Bunu şehre gidince zaten anlıyorsunuz. 



Şehri yukarıda da bahsettiğim çağrışımlardan dolayı mistik zannetmenin yanında, (izlediğim soğuk savaş dönemi filmlerinden midir, bilmiyorum) o bölgeyle ilgili aklımda, hep karanlık yüzler, soğuk - karlı havalar ve uçsuz bucaksız boş caddelerde uluyan kurt köpekleri gözümde canlanır... 


Tabii reelde bunların doğruluk payı illa ki var: Polonya soğuk bir memleket, insanı kimi çok hoşgörülü ve sıcak kimileri de bir egeliye göre çok soğuk tavırlı ve kaba (tahminim iklim şartlarının etkisi).
 Seyahat tarihim yaz dönemine denk gelmesinden dolayı Lodz, gayet sıcak, günlük güneşlik ve insan kalabalıklarıyla gayet cıvıl cıvıldı. Bazı insanları kabalığı konusu, yaz kış fark etmiyor, daimi...



Şehrin oldukça geniş ve uzun bir caddesi var, bizdeki Kıbrıs Şehitler Caddesi ya da İstiklal Caddesi gibi. Cadde boyunca komünist mimarideki evler, küçük lokantalar ve pencerelerden yansıyan abajurların ışıkları çok hoşuma gitmişti. 


Otelimden yürüyüş mesafesinde bir noktada yemek yemek istedim ve kısa bir google search yaptım. Ve burayı keşfettim. "Otwarte Dazwi"



Mekana dışarıdan bakıldığında, yazlık restoranların kış aylarındaki halini anımsatan bu mekan, güzel seçenekler sunuyor. Akşam saatlerinde serinlik çöktüğünden dolayı dışarıda oturmak pek mantıklı değildi. Bu yüzden içeriye girdim. Küçük bir restoran olmasından dolayı, sığamama problemim burada da baş gösterdi. 

                                                                                    


Bu arada yiyecekler konusunda İngilizce mönü bulmak çok zor. Bulunduğum mekanda mönü İngilizceydi, ancak kimse İngilizce konuşmuyordu.  Her şey lehçe. Maalesef Lodz'da (otel dışında: IBIS) ciddi bir dil problemi yaşıyorsunuz. Aslında bu problem tüm Polonya'nın problemi...



Çoğunlukla insanlar İngilizce bilmiyor, çat pat almanca konuşanlar olabiliyor.







 Bu yüzden vücut dilini ve diller üstü bir çabayla her dilden birşey katarak derdinizi anlatmaya çalışıyorsunuz.  Hele bazıları, İngilizce konuşunca arkasını dönüp kaçar gibi sizden uzaklaşıyor. Eski Doğu Almanya şehirlerinde de karşılaştığım bir durum bu. Rus etkisi olduğunu düşünüyorum. 



Polonya sinemasını beğeniyorum. Sinema sektörü şehirle özdeşleşmiş. Roman Polanski'de bir zamanlar buralarda okumuş. Ayrıca Lodz'da geniş bir işçi sınıfı yaşamakta: Tekstil sektörü buranın en önem sektörlerinden. Okur yazarlığı çok yüksek bir şehir burası ve sanatsal faaliyetleri çok yoğun. Toplumun her kesiminden insan tiyatroya , sinemaya , operaya gidiyor. İşçi sınıfının entelektüel bir yapısının olması hayranlık kazandırıyor gözümde. Düşünsenize gündüz fabrikada kumaş dokuyor, akşam opera izlemeye gidiyor...

 Şehrin en önemli gösteri merkezleri arasında bazılarını şöyle sayabilirim: Teatr Wielki , Teatr Muzyczny, Filharmonia, The New Theatre, Lodz Opera House, Museum Szutuki, Teatr Pinokio, Teatr Powzsechny


Hristiyanlığın yaklaşık 1000 yıla yakın bu topraklarda hüküm sürmesine rağmen, II. Dünya Savaşı sonrası Rusların kontrolünde kurulan Polonya Cumhuriyeti Marksist etkilerle dini arka planda tuttu senelerce. Yıllarca süren iç çekişmeler ve sağ görüşlü Polonyalı işçi tabanının  baskıları sonucu, 1960'lara doğru Liberalizm'in de etkisiyle Hristiyanlık tekrardan anlam kazanmaya başladı. Komünizm döneminde savaş sonrası yerle bir olan kiliselerin çoğu 60lı yılların sonuna doğru onarılamamıştı...



Şehirde tarihi ve kültürel sebeplerden dolayı Alman, Rus ve Yahudi kültürlerinin harmanını görmek mümkün. Ağır komünist etkiler günden güne etkisini kaybetse de leh kültürünün içine işlemiş çekingenlik ya da kimilerine göre tarifsiz farkındalık sokakta hala yaşıyor. 




Şehri bir uçtan bir uca raylı sistemle gezebilirsiniz. Tramvaylar sosyalist dönemi yansıtıyor. Sosyalist komünist dönemde şehrin çok zengin olduğunu söyleyenler var. Liberal kapitalist dönemde birçok sınıf ortaya çıkmış, bu adaletsizliği doğurmuş. Kimileri çok zenginleşmiş, kimileri de çok fakirleşmiş.



Lodz, asla yaşamayı düşünmediğim bir şehir ancak hayranlıkla izlediğim bir şehir bir yandan da... 
Geçirdiği tarihi deneyimlerden etkilenmiş ve zamanla bu etkileri kendi özüne entegre etmiş bir şehir aynı zamanda. Çoğu zaman bağımsız duruşu olan ama içten içe hüzünlü bir şehir. Aslında bu şehri çok daha uzun yaşamak lazım, sokaklarında gizli kalmış çok detay var eminim. Her ne kadar mistik olmasa da tarihin yaladığı sokaklarda her zaman farklı tatlar bulmak mümkün. 




Çeşitli kaynaklardan yararlanılmıştır. Fotoğraflar kaynak belirtilmedikçe Volkan Coşğun'a aittir.

Yorumlar

Son 1 haftada en çok neler okundu? /What was the most read in the last week?

Son 30 günde en çok okunanlar /// Most read in last 30 days

Tüm zamanların en çok okunanları /// Most read of all time

Geçen Yıl En çok Okunanlar /// Last Year's Most Read Articles

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *